28 Kasım 2012 Çarşamba

Rekabet Uyum Programlarının Mahkeme Kararlarıyla Uygulatılması


Bu yazımda sizlerle Kıta Avrupası’nda ve buna paralel olarak Türkiye’de rekabet uyum programlarının uygulanmasının mahkeme kararı ile zorunlu hale getirebilmesine neden olabilecek, öncülüğünü Amerika Birleşik Devletleri (“ABD”) federal mahkemeleri ve Amerikan Adalet Bakanlığı, Rekabet Hukuku Birimi’nin (DOJ) yaptığı ancak henüz Atlas Okyanusu’nun bu tarafında geçmemiş olan bir konudaki karardan bahsetmek istiyorum. Kuzey Kaliforniya Bölgesi Federal Mahkemesi, San Francisco Birimi (“Mahkeme”) tarafından 20 Eylül 2012 tarihinde karara bağlanan Thin-Film Transistor Liquid Cyrstal Display Panels (TFT-LCD) dosyasında, soruşturma konusu olan AU Optronics Corporation (“AUO”) hakkında unsurları DOJ tarafından belirlenecek etkin bir rekabet uyum programı oluşturması ve bahse konu rekabet uyum programının uygulamasının 3 yıl boyunca (tüm masrafları AUO’ya ait olacak biçimde) şirket dışından atanacak bağımsız bir uzman tarafından denetlenmesi şartıyla, DOJ tarafından AUO hakkında talep edilen 1 milyar Amerikan Doları (USD) para cezasını 500 milyon USD’ye; AUO’nun iki yöneticisi hakkında talep edilen 10 yıllık hapis cezasını da 3 yıla düşürmüştür.

Rekabet uyum konusunda çalışan rekabet hukukçuları için çok önemli olduğunu düşündüğüm bu kararın önemli olan noktalarına ilişkin sizlere özet bilgiler vermek istiyorum:

İlgili Ürün Pazarı:
TFT-LCD kararında ilgili ürün pazarı, soruşturma konusu teşebbüsler tarafından üretilen LCD televizyon, masaüstü bilgisayar monitörleri, lap-top monitörleri, mobil telefon ekranları, kişisel digital asistanlar (PDA) ve diğer elektronik ürünlerde kullanılan paneller olarak belirlenmiş ve tahmini büyüklüğü 71.9 milyar USD olarak tespit edilmiştir.

İlgili Coğrafi Pazar:
İlgili coğrafi Pazar ABD pazarı olarak tespit edilmiştir.

Soruşturma Konusu Teşebbüsler:
Chimei Innolux Corporation, Chi Mei Corporation, Chi Mei Optoelectronics Corporation, Chi Mei Optoelecronics Japan Co. Ltd., Chi Mei Optoelectronics USA Inc., Nexgen Mediatech Inc. ve Nexgen Mediatech USA Inc. (“Chi Mei”); HannStar Display Corporation (“HannStar”); Hitachi Ltd., Hitachi Displays Ltd. ve Hitachi Electronic Devices USA Inc. (“Hitachi”); LG Display Co. Ltd. ve LG Display America Inc. (“LG Display”); Mitsui & Co. Taiwan Ltd. (“Mitsui”); Samsung Electronics Co. Ltd., Samsung Electronics America Inc. ve Samsung Semiconductor, Inc. (“Samsung”); Sanyo Consumer Electronics Co. Ltd. (“Sanyo”); Sharp Corporation (“Sharp”); AUO; Chunghwa Picture Tubes Ltd. Ve Tatung Company of Amerika Inc. (“Chunghwa”); Epson Imaging Devices Corporation ve Epson Electronics America Inc. (“EPSON”) ve Toshiba America Electronics Components Inc., Toshiba America Information Systems Inc. ve Toshiba Corporation Japan Inc. (“Toshiba”)

İddialar:
Soruşturmaya konu olan teşebbüsler, 1.1.1996 tarihinden, Federal Soruşturma Bürosu’nun (“FBI”) teşebbüslere 11.12.2006 tarihinde yaptığı baskınlara kadar devam eden 10 yıllık süre içinde;
  • Farklı teşebbüs birliklerinin çatısı altında yapılan 60’dan fazla toplantı (kristal toplantılar) ve bunların dışında soruşturma konusu teşebbüslerin birebir olarak yaptığı görüşme ve telefon konuşmalarında TFT-LCD panellerinin fiyatlarını müzakere etmek (bilgi değişimi),
  • Bu görüşmelerde bahse konu panellerin fiyatlarını artırmak veya mevcut fiyatları korumak şeklinde fiyat anlaşması yapmak (fiyat anlaşması),
  • Yapılan anlaşmalara göre fiyat duyuruları yapmakla (signalling) itham edilmişlerdir.

Bahse konu kartelden etkilenen pazar büyüklüğünün yaklaşık 23.5 milyar USD olduğu hesaplanmıştır. 2001 yılından itibaren beş sene boyunca her ay düzenli biçimde yapılan kristal toplantılara katılımlar çoğu zaman zaman alt düzey-teknik kişiler tarafından gerçekleştirilmiştir. Bunun dışında, belirli zamanlarda da şirket CEO ve diğer üst düzey çalışanların da bahse konu toplantılara katılımı sağlanmıştır. Soruşturma sürecinde elde edilen kanıtlar ışığında, aksini savunmalarına rağmen teşebbüslerin üst düzey yöneticilerinin mevcut karteli bilmesinden, kendileri katılmasa bile aylık kristal buluşmalara ait düzenlenen toplantı notlarını düzenli olarak almasından ve belirli zamanlarda da bizzat kendilerinin bu toplantılara katılmış olmasından hareketle, soruşturma konusu ihlallerin ilgili teşebbüs yöneticileri tarafından bilinçli ve sonuçlarının farkında olarak ve daha da önemlisi kesintisiz biçimde 10 yıl devam edecek biçimde gerçekleştirildiği sonucuna varılmıştır.

Teşebbüs üst düzey yöneticilerinin çok az sayıda toplantıya katılmış olmaları ve toplantıya katılanların alt düzey yöneticiler olması şeklindeki savunmaları dikkate alınmamış, bahse konu alt düzey yöneticilerin hepsinin istisnasız biçimde bahse konu üst düzey yöneticilere bağlı olduğu, onların onayı ve bilgisi olmadan bu toplantılara katılım ya da fiyat anlaşmalarının yapılmasının imkanı olmadığı sonucuna varılmış ve bu nedenle bir çok üst düzey yönetici hakkında hapis cezaları söz konusu olmuştur.

20 Eylül 2012 tarihinde hakkında Mahkeme kararı verilen AUO hariç, tüm diğer davalılar suçlarını kabul etmiş ve Mahkeme ile sulh olma yolunu seçmiştir. Bu süreç sonunda, AUO hariç diğer tüm davalılar, haklarında dava açılan yirmiden fazla eyaletteki yerel tazminat ödemeleri de dahil olmak üzere toplamda 1 milyar USD’nin üzerinde bir ceza ödemeyi kabul etmiş ve haklarındaki class-action davalarını sonuçlandırmıştır. Sulh süreci sonunda ortaya çıkan ve teşebbüslere verilen para cezaları yanında, bahse konu teşebbüslerin bazılarının yöneticilerine 9-12 ay arasında değişen hapis cezaları ve kişisel para cezaları verilmiştir.

Mahkeme ile sulh olmayan tek teşebbüs olan AUO ve onun iki üst düzey yöneticisi hakkındaki karar ise 20 Eylül 2012 tarihinde verilmiş ve ilan edilmiştir. Bu kararda, AUO’nun kuruluş tarihi olan Ekim 2001 tarihinden Aralık 2006 tarihine kadar geçen 5 yıllık süreçte ABD çapında etkilenen pazarda yaklaşık 2.4 milyar USD değerinde TFT-LCD paneli satışı yaptığı ve bu satışlardan bahse konu fiyat anlaşması yürürlükte olduğu için yaklaşık 500 milyon USD ilave gelir elde ettiğinin belirlendiği görülmektedir.

Bu hesaplamalar ışığında AUO’nun fiyat anlaşması yapma ihlali için baz para cezası 486 milyon USD olarak belirlenmiştir. Bunu üzerine hafifletici (hiç olmadığı belirtilmektedir) ve ağırlaştırıcı sebepler incelenmiş ve AUO’nun kabahat katsayısı (culpability score) 2-4 arası olarak belirlenmiştir. Bir diğer ifade ile DOJ, mahkeme sürecinde AUO hakkında 936 milyon USD ile 1.8 milyar USD arasında ceza takdiri talebinde bulunmuştur. Jüri, kartelin uygulamada olduğu dönemde geçerli olan fiyat anlaşması nedeniyle AUO tarafından elde edilen ilave karın 500 milyon USD olduğunu dikkate alarak, verilebilecek cezanın tavanını 1 milyar USD (kabahat katsayısı 2.0) ile sınırlandırmıştır. AUO’nun iki üst düzey yöneticisi hakkında ise DOJ tarafından üst sınırdan ceza talep edilmiş ve bu süre 120 ay olarak belirlenmiştir.

Tüm bu değerlendirmelerin ardından Mahkeme, unsurları DOJ tarafından belirlenecek etkin bir rekabet uyum programı oluşturması ve bahse konu rekabet uyum programının uygulamasının 3 yıl boyunca (tüm masrafları AUO’ya ait olacak biçimde) şirket dışından atanacak bağımsız bir uzman tarafından denetlenmesi şartıyla, talep edilen 1 milyar Amerikan Doları (USD) para cezasını 500 milyon USD’ye ve AUO’nun iki yöneticisi hakkında talep edilen 10 yıllık hapis cezasını da 3 yıla düşürmüş ve süreci sonuçlandırmıştır.

Bu dosyanın rekabet uyum programlarının öneminin anlaşılması ve rekabet uyum programlarının uzun vadede para cezalarının çözemeyeceği yapısal ve tekrar edebilen rekabet ihlalleri ile yeterli bilinç seviyesine ve farkındalığa sahip olunmaması nedeniyle ortaya çıkan ihlallerin önüne geçilmesi açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Gelecekte Avrupa Komisyonu, General Court ya da European Court Of Justice tarafından soruşturma konusu teşebbüsler nezdinde zorunlu rekabet uyum programları oluşturulması ve bu programların layıkıyla uygulanıp uygulanmadığının denetiminin atanan kayyum benzeri bağımsız uzmanlar tarafından yapıldığı kararların pekala verilebileceğini; hatta Komisyon’un bu tip kararların Avrupa Birliği Müktesebatı çerçevesinde ne ölçüde uygulanabilir olduğu konusunu değerlendirdiğini vurgulamak istiyorum.

Avrupa Komisyonu, teşebbüsler nezdinde bir rekabet uyum programı bulunmasını bir ağırlaştırıcı ya da hafifletici bir unsur olarak görmemekle beraber, rekabet uyum programına sahip olunmamasını bir ağırlaştırıcı sebep olarak kabul etmektedir. Rekabet Kurumu’ndan, Bölge İdare Mahkemsi’nden ya da Danıştay’dan beklenen, ABD’deki gibi kararlar verip rekabet uyumun (zaman zaman böyle zorla da olsa) yaygınlaştırılması konusunda Avrupa’nın önüne bir adımda geçilmesi tabi ki değildir. Buna rağmen, en azından başlangıç olarak Rekabet Kurulu’ndan daha caydırıcı para cezaları vermesi ve rekabet uyum programlarına sahip olmanın ceza takdirindeki (varsa) etkisini daha net ve somut biçimde ortaya koyan bir yeni bir Ceza Tebliği çıkarması beklemektir. Bu sayede daha şeffaf ve cezanın belirlenmesinde Kurul’un takdir yetkisine daha az yaslanan kararlar verilmesi sağlanacaktır ki sanırım bu sonuç, hem teşebbüsler hem de rekabet hukukçuları açısından en ideal olan çözüm yolu olacaktır.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...   





Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme