27 Eylül 2012 Perşembe

Adanalı İmparator Zeno ve Rekabet Hukuku Düzenlemeleri


Türkiye’deki hukukçular, teşebbüsler ve de tüketiciler açısından yeni olarak nitelendirilebilecek rekabet hukuku uygulamaları, 1994 yılında 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun (“4054 sayılı Kanun”) kabulü, 1997 yılında da Rekabet Kurumu'nun kurulması ile başlamıştır. Rekabet hukuku, Amerikan ve Anglo-Sakson hukuk geleneklerine ait olan ve klasik kıta Avrupa’sı hukuk sistemine ters gelebilecek uygulamaları içinde barındıran zor bir hukuk alanıdır.
Türkiye’nin göreceli olarak yeni tanıştığı rekabet hukuku kavramı, ilk olarak 1890 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde kabul edilen Sherman Yasası ile defa yakın tarihte hayatımıza girmiştir. Ancak rekabet hukukunun atası olabilecek nitelikte düzenlemelerin geçmişi aslında 5. yüzyıla kadar geriye götürülebilmektedir. Bizans İmparatorluğu’nun 474-475 ve daha sonra 476-491 tarihleri arasında tahtında oturan, Adana doğumlu olan ve çeşitli kaynaklarda gerçek adı Tarasis olarak belirtilen Flavius Zeno Augustus (“İmparator Zeno”) tarafından bugünkü adalet bakanlığı ile içişleri bakanlığının karması ve o tarihlerde Bizans İmparatorluğu’nun en üst düzey yasal ve idari organı olan “Praetorian Prefect” kanalı ile İstanbul’da yayımladığıkanun maddesi bu anlamda en eski rekabet hukuku düzenlemelerinden birisidir. Bu maddenin çevirisi şu şekildedir:
“Hiç kimsenin, giysi, balık, tarak, bakır mutfak eşyaları ya da halkın beslenme ya da ortak kullanımı için referans olan malların üretimini [hangi malzemeden yapılmış olursa olsun, ister kendi yetkilisi (loncası)tarafından ister önceden yayımlanmış ya da bu tarihten sonra yayımlanacak bir fermana veya öğretici bir müeyyideye dayanarak başka biri tarafından yapılmışolsun] kendi tekeline alınacak kadar cüretkâr olmaması emredilmiştir. Ayrıca, hiç kimse, yasal olmayan toplantılar veya gizli anlaşmalar yoluyla ticarete konu olan bir malı daha evvel (tahminen meslek erbabı olan loncalar arasında ya da merkezi otorite ile bu loncalar arasında) üzerinde mutabık kalınandan daha az miktarda (o malın fiyatını artırmak amacıyla) arz edemez… Kim ki tekelci uygulamalar da bulunmak için girişimde bulunursa, o kişi bütün ve mal ve mülküne el konularak ömür boyu sürgüne gönderilir. Yine, emredilmiştir ki meslek erbabı kişilerin (loncaların) başında olanlar, ticarete konu ettikleri malların fiyatlarını sabitlemeye kalkışır ya da bunun için yasal olmayan anlaşmalar yaparsa, 22.67 kilogram (50 pound) altın (yaklaşık 2.267.000 TL) tutarında ceza ödemekle yükümlüdür…”
İmparator Zeno tarafından 5. yüzyılda yayımlanan ve neredeyse bugün kullanmakta olduğumuz 4. ve 6. maddenin benzeri olan düzenlemelerin yanında, yine modern rekabet hukuku uygulamalarında yaygın olarak bulunan ve rekabet hukukunun özel hukuk alanındaki yansıması olan üç katına kadar tazminat imkânının da geçmişi 17. yüzyıla dayanmaktadır.İngiltere’de 1623 yılında yayımlanan ve İngiltere Parlamentosu tarafından kabul edilen “Tekellerin Ceza Hukuku Marifetiyle Dağıtılması ve El Koymalara İlişkin Yasa” ile ticaretin tekeller tarafından ya da genel olarak tüm rekabete aykırı uygulamalar neticesinde kısıtlanmasından ötürü zarar uğrayan kişilere, bu zararlarınıüç katına kadar tazmin etme imkânı getirilmiştir. Bu yasanın dışında, yineİngiltere’de yayımlanmış olan ve tarihleri 13. yüzyıla kadar giden çeşitli yasalar ile özellikle ale, arpa ve buğday ticaretinin üzerinde kısıtlamalar getirilmesi ya da bunların belirli güç grupları tarafından pazarlara ulaşmadan satın alınıp, pazarlarda yüksek fiyatla satılması yasaklanmıştır.
Bu bilgiler ışığında, rekabet hukukunun, aslında ticaretin olduğu her yerde karşımıza çıkan ve hangi zamanda, hangi ülkede, hangi malın ticaretinyle ilgili olursa olsun, temel yararı ticaretin adil ve tüketici refahını ve faydasını maksimize edebilecek şekilde yapılmasını sağlamak olan çok önemli bir hukuk dalı olduğu görülmektedir.
Bugüne kadar verdiğim eğitimlerde hep Türkiye’de 4054 sayılı Kanun’a benzer bir kanunun kabulünün ve Rekabet Kurumu’nun kurulmasının aslında 1967 tarihli Ankara anlaşmasıyla, orada olmadıysa 1982 Anayasası’nın 167. maddesi ile 1982 senesinde ve sonrasında mümkün olduğunu ancak maalesef bunun ancak 1997’de mümkün olabildiğini anlatmışımdır. Ancak rekabet hukukunun tarihsel gelişimini incelediğimde gördüğüm manzara aslında Adana’lı hemşerimiz olan İmparator Zeno’nun bizzat bu topraklarda, 5. yüzyılda, yine bizzat İstanbul’da yayımladığı Kanun’la aslında bugün kullandığımız 4054 sayılı Kanunla neredeyse aynı kuralları içeren düzenlemeleri çoktan yapmış olduğudur. 1967 yılından beri niye biz bunları yapmadık diye hayıflanırken, aslında 5. yüzyıldan beri bu topraklarda olan rekabet hukuku düzenlemelerini görünce daha önceki eğitimlerimde ettiğim “…niye biz rekabet hukuku düzenlemelerini ve Rekabet Kurumu’nun kuruluşunu 1967 yılından beri yapmadık" cümlesini " “…niye biz rekabet hukuku düzenlemelerini ve Rekabet Kurumu’nun kuruluşunu 13. yüzyıldan beri yapmadık” diye revize edeceğimi belirtmek isterim.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere…
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme