21 Eylül 2012 Cuma

Avrupa Birliği ve Çin Arasında Rekabet Hukuku Konusundaki İşbirliği Süreci


Avrupa Birliği (AB) ve Çin arasında rekabet hukuku alanındaki işbirliğinin bir anlamda başlangıcı olan olay, AB-Çin Zirvesi sonucunda 5 Eylül 2001 tarihinde tarafların yaptığı “Ortak Açıklama”dır. Bu Ortak Açıklamaya göre taraflar, AB ve Çin arasında kalıcı bir danışmanlık mekanizması kurulması, bu mekanizma sayesinde AB’nin Çin’e rekabet hukuku alanında eğitim, uzman personel değişimi, birincil ve ikincil mevzuatın oluşturulması gibi konularda Çin rekabet otoritelerinin kapasite inşasına teknik destek vermesi ve bu sayede iki taraf ekonomileri arasında rekabet hukukuyla ilgili konularda şeffaflık sağlanması konusunda anlaşmıştır.

6 Mayıs 2004 tarihinde AB Rekabet Komiseri Mario Monti ve Çin Ticaret Bakanı Bo Xilai tarafından imzalanan anlaşma ile AB ve Çin arasında 2001 yılında rekabet hukuku alanında başlatılan işbirliği süreci bir ikili anlaşma ile ilk defa resmiyet kazanmış ve gayri resmi zeminde gitmekte olan işbirliği süreci sınırları taraflarca çizilen bir çerçeve içine oturtulmuştur.

2001 yılından beri AB ve Çin arasında rekabet hukuku alanında devam etmekte olan işbirliğinin artırılması amacıyla yapılan ikili görüşmeler neticesinde, 20 Eylül 2012 tarihinde AB ve Çin arasında “AB Komisyonu ile Çin rekabet otoritelerinin arasındaki işbirliği ve bilgi paylaşımının artırılması konusunda mutabakat zaptı” (Anlaşma) imzalanmıştır. Anlaşma kapsamında iki taraf yetkililerinin rekabet hukuku alanındaki yeni kanun ve ikincil mevzuat değişiklikleri ve iyileştirmeleri konusundaki görüşlerini, kartellerle mücadele alanında gizli olmayan bilgileri ve hâkim durumun kötüye kullanılması konusunda yapılan soruşturmalara ilişkin bilgileri birbirleriyle paylaşması öngörülmüştür. Bu sayede 2001 tarihinde bir niyet beyanı çerçevesinde başlayan, ilk dönemlerde daha çok kapasite inşasına yönelik işbirliği şeklinde karşımıza çıkan süreç bahse konu Anlaşma ile yeni bir boyuta taşınmış ve bugüne kadar daha ziyade teorik alanda olan işbirliği pratik sahaya kaydırılmıştır.

Çin’de rekabet kurallarının uygulanmasından Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu (NDRC), Sanayi ve Ticaret Dairesi (SAIC) ve Çin Ticaret Bakanlığı birlikte sorumludur. Buna göre, NDRC fiyatla ilgili rekabet ihlallerinin, SAIC ise fiyatla ilgili olmayan diğer rekabet ihlallerinin önlenmesi için faaliyet göstermektedir. Çin Ticaret Bakanlığı ise birleşme ve devralmaların kontrolünden sorumludur.

Bu Anlaşma ile AB, ticaret hacmi bakımından ikinci en büyük partneri olan Çin ile rekabet hukukuyla ilgili konularda işbirliğini daha da artırmış olmaktadır. Rekabet hukuku, serbest piyasa ekonomisi sisteminin ya da bir diğer ifade ile liberal ekonomilerin temel direklerinden birisidir. Bugün son 15 yılda yaptığı inanılmaz atılım ile kabuk değiştiren ve Amerika Birleşik Devletleri’nin karşısında bir süper güç olarak Rusya’nın bıraktığı boşluğu doldurmaya en yakın aday haline gelen Çin,  bu kabuk değişimi sonrasında merkezi-kapitalist diye nitelendirilebilecek hibrid bir ekonomik yapıya sahip hale gelmiştir.

İlk başlarda sadece ucuz iş gücünün bulunduğu ve bu sayede yabancı yatırım çeken vasıfsız bir üretim ülkesi iken; neredeyse her geçen sene çift hanelerde büyüyen, çok önemli miktarlarda dış ticaret fazlası veren, bu sayede önemli miktarda sermaye birikimi ve AR&GE yatırımı yapabilme gücüne erişen ve hem birleşme devralmalar yoluyla hem de sıfırdan şirketler kurarak tüm dünyaya sermaye ve teknoloji ihracı yapan güçlü şirketlere sahip bir yatırımcı ülke konumuna gelmiştir.

Bu baş döndüren gelişim sürecinin ardından hem Çin’e giden AB menşeli şirketlerin, hem de AB sınırları dâhilinde faaliyet gösteren Çin menşeli ya da Çinli yatırımcılar tarafından satın alınmış şirketlerin sayısının artması, ister istemez bu iki dev ekonomi arasında rekabet hukukunun önem kazanan meselelerden birisi olmasını sağlamıştır. Çin’deki faaliyetlerinden çok büyük karlar elde eden ve bu sayede kayda değer bir ekonomik güce sahip olan Çin’li şirketlerin, bu büyük ekonomik güçlerini AB pazarında kötüye kullanabilmeleri ya da AB sınırları içinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yapabilecekleri yatay ihlaller ile AB pazarındaki ticareti olumsuz etkilemesi ihtimali AB’yi tedirgin etmektedir.

Bu bakımdan AB ve Çin arasında rekabet hukuku alanında yürütülen bu işbirliğinin artırılması, hem hala yabancısı olduğu bir kültüre ait çok önemli bir hukuk dalını benimsemeye çalışan ve bu arada öyle veya böyle bir rekabet hukuku rejimine sahip ülkelere sermaye ihraç etmesi nedeniyle rekabet hukuku anlamında risklere sahip olan Çin açısından; hem de Çin’de iş yapan kendi şirketlerini korumak ve yıllardır nafile bir çabayla rekabet kurallarına uyum anlamında ıslah edilmek istenen Gazprom örneği önünde duran ve benzer problemleri bir de kendi sınırları içinde faaliyet gösteren Çin’li şirketler (bir başka ifade ile Çinli ulusal şampiyonlar) ile yaşamak istemeyen AB açısından bir kazan-kazan durumu ortaya çıkarmaktadır.

Bakalım önümüzdeki dönemde Asya’nın tartışmasız en büyük kaplanı ile onunla kendini ısırtmadan iyi geçinmek isteyen AB arasında rekabet hukuku alanındaki ilişkiler bizlere neler gösterecek? Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle…

 


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme